13 Mayıs 2022 Cuma

Upanişad, Hinduizm'in felsefi ve daha çok mistik yapıdaki kutsal kitaplarıdır,





 Upanişad, Hinduizm'in felsefi ve daha çok mistik yapıdaki kutsal kitaplarıdır, Şruti kategorisinde yer alırlar. Anlamı "yanıbaşına oturmak"tır. Bu metinler geçmişte Hindu rişilerinin ("peygamberlerin") öğrencilerine öğrettiği gizli bilgilerdi, Vedalar'ın sonu (Vedanta) ve tamamlayıcısı olarak görülürler.


200'ün üzerinde Upanişad vardır ama Muktika Upanişad, yalnızca 108 Upanişad'ın ismini listeler, bu nedenle "resmî" upanişad sayısının 108 olduğu söylenebilir. Bir Hindu efsanesine/inanışına göre Upanişadların toplam sayısı eskiden 1180 idi ama zamanla çoğu kayboldu ve ancak birkaç yüz Upanişad kaldı.


En eski Upanişadlar Brihadaranyaka Upanişad ve Çandogya Upanişad'dır, bu iki Upanişad MÖ 800-700 yılları arasında yazılmıştır. Kaushitaki Upanişad, Taittiriya Upanişad, Kena Upanişad, Aitareya Upanişad, Mundaka Upanişad, Katha Upanişad da Upanişad edebiyatının eski örnekleridir ve Budizm öncesi dönemde MÖ 600-500 yılları arasında yazılmışlardır.


Daha sonra, olasılıkla Budizm döneminden hemen önce veya Buddhizm döneminde yazılan Svetasvatara, Maitrayani, İşa, Prasna ve Mandukya Upanişad'ı da eklenirse Hinduizmin bütün mezhepleri ve okullarınca kabul edilen 13 temel Upanişad listesi ortaya çıkar. 13 temel Upanişad Hindu felsefesinin ve mistisizminin en büyük ve en önemli kaynağıdır. Bu Upanişadlara 8. yüzyılda yaşamış filozof Şankara tefsir niteliğinde metinler, yorumlar yazmıştır. Bu tefsirler Upanişadlar üzerine yapılmış en eski tefsir niteliği taşır. Geri kalan 95 Upanişad'dan 59'u bütün mezheplerde "vahiy" kategorisinde sruti olarak kabul edilen daha genç upanişadlardır. Bunlar, 13 temel Upanişad'ın değindiği konular hakkında daha detaylı açıklamalar yapar, 13 Upanişad'ın dışındaki en önemli Upanişadlar'dan bazıları Maha-Narayana, Adhyatma, Mandala Brahmana, Nada-Bindu, Dhyana-Bindu, Subala gibi Upanişadlardır bunların da İsa'dan önceki dönemde yazıldıkları düşünülmektedir. Son kategoride olan 36 upanişad ise tamamen mezhepseldir. 36 upanişad'tan 14'ü Saivism mezhebine, 13'ü vaishnavism mezhebine, 9'u shaktism mezhebine aittir.


Bütün upanişadlarda üzerine basılarak öğretilen temel öğreti, bütün evrenin Tanrı olduğu, insan ruhunun da (Atman) aslında Tanrı'nın bir parçası olduğu ve öldükten sonra su damlasının okyanusla birleşmesi gibi insanın da Tanrı ile birleşeceği, onda özümlenip Tanrı'da yok olacağı, onunla bir olacağı doktrinidir:


"Bu Atman benim kalbinin derinliklerindedir ve bir pirinç veya arpa tanesi ya da hardal çekirdeği kadar küçüktür... Kalbimin derinliklerindeki bu Atman dünyadan, gökyüzünden, göklerden ve bütün dünyalardan daha büyüktür. Bütün hareketler, istekler, korkular, tatlar ondadır, kendi içini kapsayan her şeyi tutan odur; o konuşmaz, hiçbir şeyi dert etmez; bu kalbimin derinliklerindeki Atman, Brahman’dır. Bu yaşamdan ayrıldığım zaman onunla birleşeceğim." Çandogya Upanişad

"Brahman her şeydir. Evrende var olan bütün görüntüler, arzular, duyular Tanrı’dan zuhur ederler. Tanrı’yı tanımak için, kişinin kendisi ile kalbinin derinliklerinde gizli bulunan Tanrı’nın aynı Varlık olduğunu idrak etmesi gerekir. Kişi, ancak bu şekilde ölümden kurtulur." Çandogya Upanişad

"İnsan hayatı soluk düşünce, duyular ve hareketlerden ibaret bir varlıktır. Bu unsurlar, Atman’dan dolayı meydana gelirler ve eninde sonunda bir akarsuyun denize karıştığı zaman kaybolması gibi, Brahman'a karışarak ortadan kaybolurlar." Prasna Upanişad

"Bütün bu evren Brahman'dır. Her şey O'ndan çıkar, ondan kaynaklanır. Her şey O'nda erir, O'nda çözülür, O'nda yok olur. Ve her şey O ile devamlılığını sürdürür..." Çandogya Upanişad

"Brahman en üstün olandır, bütün duyuların ve düşüncelerin ötesindedir... Brahman her insanın yüreğindedir." Çandogya Upanişad

Upanişadlara göre her şeyin özünde Atman vardır. Bir Hindu Rişisi bu konuyu öğrencisine etkili bir örnekle anlatır:


"Hiçbir şey yok ki O özden gelmemiş olsun. Her şeyin içinde bu öz varlıktan vardır, o gerçektir. O, her şeyin özüdür. Sen de O’sun Svetekatu. Atman bir ağaç dalını bırakacak olursa o dal ölür, tüm ağacı bırakırsa tüm ağaç ölür. Atman bedeni terkettiğinde beden ölür, ama o öz Atman ölmez."

- Ne olur bana biraz daha bu öz varlığı anlatır mısın.

- "Anlatacağım. Bana bir Hint inciri getir."

- "İşte burada efendim."

- "Onu yar."

- "Yardım efendim."

- "Ne görüyorsun?"

- "Küçücük çekirdekleri var içinde."

- "Yar o çekirdeklerden birini."

- "Yardım efendim."

- "Şimdi ne görüyorsun?"

- "İçi boş efendim."

- "İşte o çekirdeğin içindeki senin göremediğin özden koskoca Hint inciri ağacı oluşuyor. Bana inan oğlum, işte o incir çekirdeğindeki boşluk o öz ile doludur. Her şey varoluşunu o öze borçludur. İşte gerçek budur. İşte o öz varlıktır. Sen de O’sun."

- "Bana lütfen Atman'dan biraz daha söz eder misin?"

- "Peki.. Bu tuzu suya dök ve yarın bana getir." Çocuk denileni yaptı.

- "Tuz nerede?" diye sordu babası.

- "Göremiyorum".

- "İç bakalım nasıl tadı?".

- "Tuzlu".

- "Peki şuradan ya da buradan içersen?

- "Yine tuzlu. Her yanı tuzlu." Babası dedi ki:

- "Tuzu görmesek de tuz her yerdedir. Aynı şekilde Atman da her yerdedir.. Onu görmesek bile o, her şeyin içindedir. Her şey varoluşunu o öze borçludur. İşte gerçek budur. İşte o öz varlıktır. Sen de O’sun." Çandogya Upanişad

Bazı bölümlerde ruhun çeşitli yönlerini detaylarıyla anlatan ayetler bulunur:


"Saf farkındalık olan Atman, duyularla çevrili bir halde, yürekteki ışık olarak parlar.. Atman, sanki düşünüyormuşçasına, sanki hareket ediyormuşçasına uyanık kalma, düş görme ve derin uyku hallerinde dolanır ama yine de aynı kalır.

"Atman bir bedene büründüğünde sanki o bedenin zayıflıklarını ve kısıtlılıklarını üstlenmiş gibi olur ama Atman ölüm anında bedeni terk ettiğinde bütün bunları da geride bırakır... Bilinen iki tane bilinç hali vardır.. Biri bu dünyaya diğeri de öbür dünyaya aittir. Ancak bunların aralarında üçüncü bir hal daha vardır. Bu ara hal üzüntüleriyle ve sevinçleriyle her iki dünyayı da deneyimlediğimiz düşler âlemidir... Bir insan öldüğünde ölen sadece maddi bedeni olur. O kişi sona eren yaşamının hem iyi hem de kötü izlenimlerini algılamaya devam eder.. Bu ara halde ise Atman'ın ışığı altında izlenimlerini kurgular, bozar ve yine kurgular.."

"Ara haldeyken (rüya aleminde) savaş arabaları, onları çeken atlar, gidilecek yollar yoktur ama insan kendi savaş arabalarını, yollarını, atlarını oluşturur. O bilinç halinde kutsayışlar, mutluluklar, sevinçler de yoktur, kişi bunları kendi meydana getirir. Bütün bunları meydana getiren gerçekten de kendisidir.."

"İnsan uykudayken ve bedenle ilişiğini kesmişken kendisi uyumayan, ışığı kendinden olan Atman izlenimlerden örülü düşleri izler. Işığı kendinden olan Atman Prana gücüyle bedeni canlı tutar.. Maddeye bağlı olmadığından hiçbir şey onu etkilemez... Düş görme halindeyken şurada burada dolaştıktan sonra kendi yerine geri döner.. Atman'da özümlenmiş bir insan (üçüncü hal) dış dünyasında ve iç dünyasında neler olup bittiğinin ayrımında olmaz. Çünkü o, özümlenme halindeyken tüm arzuları tamama erer.. Bizzat Atman'ın dışında yerine gelmesi gereken arzu kalmaz. O kişi kederin ötesine geçer."

"O özümlenme halindeyken insan görmeden görür, çünkü hiçbir şey O'ndan ayrı değildir. Koklamadan koklar çünkü hiçbir şey O'ndan ayrı değildir. Duymadan duyar çünkü hiçbir şey O'ndan ayrı değildir.. Bilmeden bilir çünkü hiçbir şey O'ndan ayrı değildir. Ayrılığın olduğu yerde insan başka bir şeyi görür. Başka bir şeyi koklar, başka bir şeyi konuşur, başka bir şeyi duyar, başka bir şeyi düşünür. Fakat özümlenmenin olduğu ikinci bir şeyin bulunmadığı yer Brahman'ın âlemidir. Yaşamın en yüce gayesi en yüce hazinesi budur." Brihadaranyaka upanishad

Upanişadlar Sufizmi, Batı mistisizmini, Neo Platonculuğu, ünlü Alman filozofu Arthur Schopenhauer’i derinden etkilemiştir. Schopenhauer bu Hindu kutsal kitaplarının batı tarafından keşfinin "yüzyılın en büyük hediyesi" olduğunu söylemiş, Upanişadlar ile ilgili olarak da “insan düşüncesinin en yüksek ürünleri ve bilgeliği", "Dünyada var olabilecek en doyurucu ve en yükseltici eser; yaşamımın tesellisi oydu, ölümümün de tesellisi o olacaktır." yorumlarını yapmışt


UPANİŞADLAR 
 
Derleyen: Mehmet Ali Işım
 
UPANİŞADLAR 
 
«Tanrı'nın Soluğu»
 
Doğu düşüncesi
 
BİRİNCİ BASKI: ŞUBAT 1976
 
SUNUŞ
 
Düşünce dünyamız iki asırdan beri dar ufaklara hapsedilmiş bulunmaktadır. Tarihî
-islâmi
kaynaklı fikirlere yabancılaştıktan sonra Batıya
 yönelen okur-
yazarlarımız, geniş bir tercüme,adapte ve aktarma faaliyetine giriştiler. Tanzimat döneminde başlayan bu yöndeki faaliyetlerözellikle Cumhuriyetten sonra hükümetlerin maarif siyasetleri meyanında sayılagelmiştir.
Maarif Vekâletince 1940’lar 
da seri halinde Latin, Yunan, İtalyan, Fransız, İngiliz, Alman,Amerikan, Rus vb. dillerinden yüzlerce eser tercüme ettirilip yayımlandı. Birinci derecedekültür eserleri olduğu ifade edilen bu kitapların bir kısmının gerçekte klasiklikle uzak yakın
ilgisi
yoktu. Tercüme klasikler serisinden muradın batılı bir millî kültür oluşturmak olduğuifade edilmiştir. Bu seriyi okuyup özümleyerek yetişen nesillerin, Türkiye'yi «çağdaş uygarlıkdüzeyi» ne ulaştıracakları kanaati son yıllara kadar yaygınlığını korudu.
 
İnsanlık tarihi boyunca insanlığın ortaya koyduğu tek medeniyet Batı medeniyeti olmadığıgibi, düşünce tarihi de Batıyla sınırlanamaz. Türkiye iki asırdır kendi öz düşüncesine yabancıkaldığı gibi, Batı sahası dışında kalmış medeniyetlerce oluşturulmuş fikrî eserlere de yabancıkaldı. Yayınevimiz, «Çağdaş Türk düşüncesi», «İslam düşüncesi», «Batı düşüncesi» yanında«Doğu düşüncesi» dizisini yayımlamakla, düşünce dünyamıza geniş boyutlu bir sahakazandırmak amacındadır. Doğu düşüncesi dizisinde, İslâm düşüncesi dışındaki Doğununfikrî ürünleri yayımlanacaktır.
 DERGÂH YAYINLARI
 
ESER HAKKINDA
Hindistan'ın en eski ve en değerli kutsal yazıtları, Veda adı verilen kitaplarda toplanmıştır. Ve bu yazıtlar bütün ortodoks Hintlilerin inanç kaynağını ve en büyük dinsel etkenini teşkil
ederler.
Veda'lar dört kitaptır: Rig Veda, Sama Veda, Yajur Veda ve Atharva Veda. Yine bu kitaplarınher biri iki kısımdan müteşekkildir; bilgi ve hareket. Rig Veda esas olarak, dinî törenlere ait bilgilerden ve bu törenlerde kullanılan ilahîlerden ve çalışma metodlarından bahseder. SamaVeda ise, dinî gerçeğin en büyük tarafı olan Tanrı bilgisini işler ve kitabın bu kısımlarınaUPANİŞADLAR adı verilmiştir.
 
Upanişadlar, kelime anlamı olarak «Dizinin dibinde, bir öğreticinin dizinin dibinde» anlamınagelen bir doktrin, bir hikmettir. Kelimenin başka bir anlamı da «Gizli öğreti»dir. Yine bukelimenin bir diğer anlamı, yedinci yüzyıl tefsircisi Shankara tarafından şöyle ifade edilmiştir:«Kişiyi cehalet bağlarından koparan ve en yüksek amaç olan özgürlüğe ulaştıran Tanrı
 bilgisi.»
Upanişadların kaç tane oldukları kesin olarak bilinmemektedir. Elde edilebilenler ancak yüz
sekiz tanedir.
Upanişadlar, bir kısmı nesir, bir kısmı nazım şeklinde olan ve birkaç yüz kelimeden birkaç bin
kelimeye k 
adar uzanan yazıtlardır. Ve bu yazıtların her biri, kutsal Veda kitaplarının bir bölümüne aittir ve bazen bölümün adını almıştır. Meselâ, Katha
-U
 panişad adlı bölüm
Yajur-Veda'
nın kathak Brahman bölümüne aittir. Ekseriyetle karşılıklı diyaloglar şeklinde basit ve gerçek bir hikâye veya bir tefsir olan bir yazıtların kimin tarafından ve ne zamanyazıldıkları bilinmemektedir.
 
Halen mevcut yüz sekiz Upanid'tan onaltı tanesi, Shankara tarafından «Brahman Sutraları»adlı tefsir kitabından güvenilir şekilde tanıtılmıştır. Bu on altı Upanişad şunlardır: Katha, Isha,
Kena, Prasna, Mundaka, Mandukya, Taittiriya, Aiteraya, Chandogya, Brihadaran- yaka,
Kaivalya ve Svetasvatara. Hindu dinini tanımak isteyen bir kimse, bu yazıları incelemekzorunluluğundadır.
 
Upanişadların en büyük özelliği, bu yazıtların ermişlere ve bilge kişilere ait olmasıdır.Yazarları, tefekkür yoluyla veya düşler vasıtasıyla buldukları içgörüşleri sadece sathi olarakifade etmekle kalmayıp, derinlemesine açıklamışlardır. Bu yazarlar, bir yöntemin
kurucusu
olmaktan ziyade, kendi hayat tecrübelerinin nakledicileridir. Bundan dolayı, bu yazıtlarda birçok farklı anlayışlar vardır. Gerçekte, Upanişadların her biri, bir fikri veya belli bir görüşüifade etmektedir. Okuyucu hiçbir yerde, bütün gerçeği bir 
 
araya toplanmış olarak bulacağını
zannetmemelidir.
Upanişadların yine bir diğer özelliği, şekilleriyle ilgilidir. Yazıtların hiçbir yerinde ne mantıkî bir başlangıç ne de mantıkî bir bitiş vardır. Ancak, çeşitli noktalar üzerindeki dikkatlimüşahedeler bir araya geldikleri zaman, kısa ve müşterek bir anlayışı ortaya çıkarırlar.
 
Geleneklere ve Vedaların kendilerine göre, Vedaların tetkiki için kişinin bir Guru, bir öğretici bulması gereklidir. Rig
-
Veda ve Upanişadlar da sık sık, «Tam bir teslimiyetle ve hiz
met etme
arzusuyla kendine bir öğretici bul» sözlerine rastlanır. Aynı yazıtlar içinde şu sözlerde vardır :«Atman'a ait bir şeyler işitmek çoğu insanın nasibi değildir, zaten işitseler de O'nuanlamazlar. O gerçekten, bahseden kişi üstün bir insandır, Onu
 
tanımaya çalışan insan akıllı
 
kişidir, iyi bir öğretici tarafından yetiştirilen ve o gerçeği anlayabilen insan da, kutsal birkişidir.»
 
Hinduizm anlayışına göre, iyi bir öğretici vazifesini iki şekilde gösterir: Birincisi, kutsal
metinlerin hem kelime anl
amını hem de özünü açıklamakla; ikincisi ve daha önemlisi detalebesini güncel davranışlarıyla, sözleriyle ve hatta sessizliği ve hareketsizliği ile örnek biryaşam göstererek eğitmeyle. Kutsal metinleri tetkik etmenin amacı, sadece ve esasen aklıcanlandırmak değil, ruhu arıtmak ve zenginleştirmektir. Şayet herhangi bir kimse bu yazıtlarıTanrı'nın sözleri olarak kabul ederse, bu o sözlerdeki gerçeğin kişisel tecrübeyle tahkikinmümkün olmasındandır, öyle ki kişi yaptığı tecrübenin gerçeğe uymadığını görür 
se, onu
reddetmek hakkına sahiptir.
 
Upanişadlarda, gerçek bir eğitimin bu yazıtları tetkik etme şeklinde değil, sayesinde(kendisiyle) değişmeyeni idrak ettiğimiz eğitim şekli, olduğu yazılıdır. Başka bir deyimle, dinde gerçek eğitim, doğrudan doğruya Tanrı’nın tecrübesidir.
 
Ye bu yazıtlar bu tecrübenin yoludur.
 
MEHMET ALİ IŞIM
 
İçindekiler
 
Katha upanişad
 
Isha upanişad
 
Kena upanişad
Prasna upanişad
Mundaka upanişad
Mandukya upanişad
Taıttırıya upanişad
Aıtareya upanişad
• Chandogya
upanişad
Brihadaranyaka upanişad
Kaıvalya upanişad
Svetasvatara upanişad

 
kişidir, iyi bir öğretici tarafından yetiştirilen ve o gerçeği anlayabilen insan da, kutsal birkişidir.»
 
Hinduizm anlayışına göre, iyi bir öğretici vazifesini iki şekilde gösterir: Birincisi, kutsal
metinlerin hem kelime anl
amını hem de özünü açıklamakla; ikincisi ve daha önemlisi detalebesini güncel davranışlarıyla, sözleriyle ve hatta sessizliği ve hareketsizliği ile örnek biryaşam göstererek eğitmeyle. Kutsal metinleri tetkik etmenin amacı, sadece ve esasen aklıcanlandırmak değil, ruhu arıtmak ve zenginleştirmektir. Şayet herhangi bir kimse bu yazıtlarıTanrı'nın sözleri olarak kabul ederse, bu o sözlerdeki gerçeğin kişisel tecrübeyle tahkikinmümkün olmasındandır, öyle ki kişi yaptığı tecrübenin gerçeğe uymadığını görür 
se, onu
reddetmek hakkına sahiptir.
 
Upanişadlarda, gerçek bir eğitimin bu yazıtları tetkik etme şeklinde değil, sayesinde(kendisiyle) değişmeyeni idrak ettiğimiz eğitim şekli, olduğu yazılıdır. Başka bir deyimle, dinde gerçek eğitim, doğrudan doğruya Tanrı’nın tecrübesidir.
 
Ye bu yazıtlar bu tecrübenin yoludur.
 
MEHMET ALİ IŞIM

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Kullanım Kuralları!
astrologydedectıve yazilan mesajlardan tamamen yazan blog üyesi sorumludur.